Atonal Dokuz Solo üzerine Bengü Gün ile Röportaj

Sergiyi gezmek için son gün 8 Aralık..

İstanbul sanat ortamı için oldukça hareketli geçen Ekim ayında paralelinde gerçekleşen sergilerden biraz farklı, alışılmış rotaların dışında bir sergi ile karşılaştık “Atonal Dokuz Solo”

Çemberlitaş’ta yer alan Barın han, Emin Barın’ın hayatta olduğu dönemde sanatçıların her hafta Perşembe günleri bir araya geldiği toplantılar ile birçok sanatçının yolunun geçtiği ve üretimine etki eden bir mekan imiş. Barın han küratörlüğünü Bengü Gün’ün yaptığı dokuz farklı sanatçının iş birliği ile Ekim ayında kapılarını bir kültür sanat alanı olarak yeniden açtı. Sergi kapsamında gördüğümüz sanatçılar; Cins, Eda SoyluEmre ZeytinoğluFulya Çetinİrfan Önürmen, Merve DenizciMetin ÜnsalNuman Okutan ve Rafet Arslan. Atonal dokuz solo’yu gezdikten sonra serginin küratörü Bengü Gün’e merak ettiklerimizi sorduk.

Sergül: Merhabalar, öncelikle serginin fikri nasıl ortaya çıktı, bu fikir etrafında sanatçılarla birlikte çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Bengü: Barın Han 17 seneden sonra ilk defa kapılarını Atonal 9 solo ile ziyarete açtı. Emin Barın’ın torunu Emir Barınla tanışmamız ve binayı ziyaretimiz sonrası bir sergi yapma fikri ortaya çıkmıştı. Öncelikli olarak aklımızda bir kaç sanatçı belirmişti. Halihazırda projeleri olan ve mekan arayan sanatçılardı. Ardından her sanatçının başka bir sanatçıyı davet etmesiyle sergi oluştu. Alıştığımız tarzda bir karma sergi yapma fikrimiz yoktu. Yani belirli bir kavram etrafında sanatçıları bir araya getirmeye çabalamadık. Mekan oldukça büyük ve her sergi birbirine müdahale etmeden de var olabiliyor. Bu nedenle bağımsız 9 serginin yer aldığı bir yapı oluştu. Bunu da yapısal olarak ‘atonal’ müziğe benzettik. Yani aslında ilk dinlediğinizde alışıldık ve düzen dışı olup aslında kendi içerisinde kuralları ve uyumu olan bir bütünlük. Atonal 9 solo sergisi Cins, Eda Soylu, Emre Zeytinoğlu, Fulya Çetin, İrfan Önürmen, Merve Denizci, Metin Ünsal, Numan Okutan, Rafet Arslan’ın solo sergilerine yer veren ve ortak bir diyalogla ortaya çıkan bir proje olarak gelişti.

Emin Barın, bilginin nesilden nesile aktarılması konusuna özen gösteren bir sanatçı. Genç sanatçıların işlerini her zaman takip eder ve onların gelişmeleri için de elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışırmış. Her zaman da geleneksel ve çağdaş arasında duran bir yerde olmuş. Onun bu duruşunu devam ettirmek amacıyla bu ilk sergiyi de oluştururken mümkün olduğunca farklı nesillerden sanatçıların yer almasını hedefledik. Çağdaş ve geleneksel arasındaki mesafeyi daraltmak, bir köprü ve diyalog kurmak ilk amacımızdı.

Sergül: Sanatçılar ve sizin için ortak bir dertten bahsedebilir miyiz ?

Bengü: Her bir serginin kendine ait bir konsepti ve ilgilendiği alan var. Ama günümüzün sanatı ve üretilen işlerin çoğu 2019 tarihli. Yani aslında genel olarak sergilerin hepsinin bugün yaşadığımız toplumla, içinde bulunduğumuz durumlar ve kaygılarla ilişkili olduğunu söylemek mümkün. Hepsi bir ara araya geldiğinde ise belki özetle sanatçıların yaşanan bu durumlara karşı refleksleri ya da hayatta kalma şekilleri demek mümkün gibi görünüyor.

Sergül: Mekanın fiziki yapısı ve kimliği eserlerin üzerinde oldukça yoğun hissediliyor süreç boyunca bu etki nasıl kendini göstermeye başladı, kullanılan medyumlarda mekanın etkisini nasıl gözlemlediniz?

Bengü: Her sanatçı, mekan içerisinde kendi üretimini yansıtacak, projesini en uygun şekilde hayata geçirecek ve hatta üretimlerine de yansıması olacak mekanda kendini konumlandırdı. Bu nedenle her sergide Emin Barın’a atıf ya da binanın izlerini görmek mümkün. Bina kapanmadan önce, Barın ciltevine ait makinelerin yer aldığı ve yer döşemelerinde hala cilt yapma aletlerin izlerinin olduğu giriş katında Cins’in yarattığı organik görünümlü bir dünya karşılıyor bizi. Cins’in eserlerinde binanın kirişlerini görmek mümkün mesela. Aynı zamanda Cins’in duvar resmi de mekan içerisinde kalıcı bir eser gibi oldu. İrfan Önürmen’in sadece Emir Barın’a ithaf ettiği bir bölüm var. Fulya Çetin ve Rafet Arslan’ın kitapları Barın Ciltevinin desteği ile üretildi. Merve Denizci’nin sergi odasında yer alan merdiven sergi enstalasyonunun bir parçası oldu. Aynı şekilde Metin Ünsal’ın duvarında bulunan sütun başı da serginin bir parçası olmayı başardı. Sanatçılar işlerini kurgularken mekandan çok ilham aldı ve mekanın yapısı onların üretim şekillerini de etkiledi.

Sergül: Alışılmış sergi rotalarının dışında bir yapı olarak bu mekana gelen izleyici kitlesi ile ilgili gözlemleriniz neler?

Bengü: Yeni bir mekan olması hem avantaj hem de bir deavantajdı. İnsanlar her zaman yeni mekanlara karşı keşfetmenin verdiği hisle bir çekim hissediyorlar. Özellikle içerisinde bir yaşanmışlık ve bir tarih barındıran bir mekan olması çok ilgi çekici. Han içerisinde her sergi alanı birbirinden farklı ve bina yapısı da biraz ilginç. Bu da keşfetme hissini güçlendiriyor. Ama alışıldık rotadan uzak olması nedeniyle birisinin oraya gelmesi için plan yaması ve belli bir efor göstermesi gerekiyor.

Sergül: 2019 Ekim ayı İstanbulʼda sanat dünyası için oldukça yoğun ve hareketli bir dönemdi. hala da bu etki devam ediyor, bu döneme dair küratör olarak sizin izlenimleriniz neler, özellikle Beyoğluʼnda birçok sergi müze ve galeri açıldı, hatta arter Dolapdereʼye taşındı, bu dönüşüm ve hareketliliğin içinde Atonal9 sergisi ve sanatçıları sizce nerede konumlanıyor?

Bengü: Bu sene Eylül’de sezon çok güzel haberlerle açıldı. Odunpazarı Müzesi, Arter’in açılması; Resim Heykel müzesinin bienal ile izleyiciye açılmış olması bence tüm sanat dünyası için olumlu ve motive edici konular. Ayrıca tüm dünya yeniden Türkiye’ye bakışlarını çevirdi. Eylül ayındaki hareketlilik bugün de devam ediyor ve sanat dünyası açısından hatırlanacak bir sene oldu 2019. Barın Han’ın böyle bir zamanda açılmış olması da bence çok anlamlı. Bütün bu hareketlilik içinde Atonal 9 solo da görünür olmayı ve ziyaretçi çekmeyi başardı.

Sergül: Serginin el broşüründe “Bienal paralel etkinliği” diye bir not var. Aynı tarihlerde, Ekim ayında açılan bazı sergilerde aynı notu görmek mümkündü. “bienal paralel etkinliği” nedir ve niçin böyle bir not düşüldü?

Bengü: Bienal her sene kataloğunu hazırlarken sanat kurumlarına ve galerilere paralel olan etkinliklerin tarihlerini sorar. Bizler de bienale denk gelecek sürelerdeki sergi programımızı ve detaylarını onlarla paylaşırız. Bienal kataloğunun içinde yer alan paralel etkinlik bölümünde bu programlara yer verilir. 

Açıkçası bu liste oluşturulurken çok emin değilim konu/konsept paralelliği arandığından. Fakat biz sergiyi duyururken özellikle vurgulamak istedik. Hem kavramsal olarak sergide birçok eser bienalin kavramsal metnine paralellik gösteriyor hem de tarihi yarımadada yabancıların mekanın bir sergi mekanı olduğunu anlamasını istedik. 

Sergi  bienal ile eş zamanlı olarak gerçekleşti ve sergide bienalin teması ile konuşabilecek işler de yer alıyordu. O dönemde gerçekleşen çoğu sanatsal etkinlik paralel etkinlik olarak bienalin kataloğunda yer aldı. Biz de özellikle mekanın girişinde yer alan afişte ve broşürlerde buna değindik. Mekan dışardan sergi alanı gibi görünmediği için bir çok kişisin anlayabileceği bir yönlendirme oldu.

(Röportaj e-mail üzerinden gerçekleştirilimiştir.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir